racism etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
racism etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2012

Au-Pair'lik Maceram ve “The Help” Halen izlemediyseniz !

Üniversiteden mezun olmadan bir önceki sene İngiltere-Londra'ya dil eğitimi almak için "Au-Pair" olarak gitmiştim.(Bilmeyenler için Dip-not: Au Pair,kelime anlamı olarak annenin yardımcısı demek,au pair olarak farklı bir ülkeye gitmenin asıl amacı; bir ailenin yanında kalarak,o ülkenin dilinin ve kültürünün öğrenilmesi)
Şu anda vizyonda olan The Help (Duyguların Rengi ) filmini izlediğimde,her ne kadar ben "The help"olmaktan gayet memnun kaldıysam bile Au-pairlik hatıralarım canlandı :)

Film aslında, özellikle 60'lı yıllarda Amerika'da tavan yapan siyah-beyaz ırk ayrımını ele alıyor, konu filmde o kadar duygusal ele alınmış ve oyunculukları o kadar güzel ki gözyaşlarınızı tutamayabilirsiniz.
O yıllarda siyah-beyazlar arasındaki ırk  ayrımı ne yazık ki, resmi olarak,yani yazılı kanunlar ile mevcutmuş.Filmde en çok etkilendiğim sahnelerden biri (spoiler içerebilir:) ) siyahi yardımcıların pis- hastalıklı gibi varsayılıp kullanacakları lavaboların ayrı olması idi:( Ki zamanında alttaki fotolardan da görüldüğü gibi daha da kötü uygulamalar malesef ki yaşanmış:( Asıl ilginç olan,hep düşünmeden edemem, bu şekilde ırkçılığı resmiyete döken Amerika'nın,şimdiki başkanı Obama'nın afroamerican olması !


                                     
                                              Lavabolar siyahlar-beyazlar diye ayrılmış!
Otobüslerde sadece arka koltuklar siyahilere ayrılmış ve ön kapıdan sadece beyazlar binebiliyo!
(Bu duruma ilk karşı çıkıp protesto eden Rosa Parks,tutuklanıp hapse girse de sonunda
davası sonuç vermiş)


Benim au-pairlik anılarımın canlanmasına gelecek olursak: Bende filmdeki gibi evin çocuklarına bakmak,onları beslemek,temizlemek,okula götürmek,çamaşırlarını yıkamak,odalarını toplamak vs. gibi tüm işlerden sorumluydum,ama evlerinde kaldığım aileler çok şükür ki,beni sadece bakıcı olarak görmeyip,ailenin üyesiymişim gibi davrandılar.
 Londrada geçirdiğim süre boyunca iki aile ile yaşadım,ilk ailemdeki bebeğim alttaki melekti:)


 Malesef ki 8 aylık bebek olduğu için epeyce zorlandım :( ailemde bu durumdan pek hoşnut olmayınca çocukların yaşları daha büyük olan başka bi aileye geçiş yaptım.


Bu ailede yaşları 13-8-6 olan üç çocuktan sorumluydum,ama kendi kardeşlerimden hiç bir farkları yoktu:)
Evin annesi kendimi evimde hissetmem için gereken ne varsa yaptı,kendi ülkemde eğitimli biri olduğumu ama gurbete sadece dil öğrenme amaçlı geldiğimi,bu sebeple bana hizmetçi gibi davranılamayacağını sürekli bu cümleleriyle dile getiriyodu.("You are well educated girl,I can't treat you like a maid, make yourself at home,do not hesitate sharing your feelings about us etc..") Eve misafir filan geldiğinde kesinlikle onların yanında kendimi yine kötü hissetmemem için, hiçbir iş yaptırmazdı,aksine misafirlerle sohbet edip dilimi geliştirmem için çabalardı..Tabii ki aile ne kadar iyi olursa olsun,yabancı bi ülkede,belki de kendi evinde hiç yapmayacağın işleri yapmak, ailenden-arkadaşlarından uzak olmak içindeki burukluğu hiç bi şekilde gideremiyo :( Bu sebeplerle,filmdeki bakıcı karakterlerinin hissiyatlarını kendi içimde yaşamış gibi hissettim, halen izlemediyseniz ısrarla tavsiye ediyorum.

                                                   Son olarak filmden kareler..
 



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...